22 Aralık 2011 Perşembe

Yüzü dağ, yüreği dağ olana...




"dostum"
seni ilk gördüğüm zamandan çok uzağız
küçücük bir çocuk telaşı taşırdı yüzün
öyle herhangi bir yerde oturmuş
telaşlıca konuşan birinden çok uzaktık
yüzün ki, geldiğin mevsim gibi
sonbahar kokuyordu
yere düşen bir yapraksa alıp saklıyordum,
ikimiz icin...
Sonra birden karşımda duruyordun
"herşeyi yeni baştan öğren" diyordun.
Herşeyi bildiğini sanan bir bilge edası ile
kalbimin göğsümü parçalayan öfkesi
sesini bastırmaya yetiyordu
gogsumde derin bir sancı başlıyordu bu anlarda
yeniden öğrettiğin tek sey;
kısa benzeyen son sözlerinin dondurucu soğuğu ile ısınmak oluyor
oysa ne kadar güzeldi bu sabah gökyüzü
güneş açmış, gün gülümsüyordu bizim icin
ve sen yine de gelmiyordun
gideceğin günü bu kadar erken hesaplamamistim oysa
bir yaprak, yüreğimin umut bahçesindeki dallardan dökülüp gitti usulca
sonra anladım ki;
yürümek ve sevmek tek başına anlam buluyor
sarf ettiğin sözleri bir sen duyuyormussun
ve gitme vaktinde bir sen kapanıyormusum dizlerinin arasına
gerisi hep ezbere yaşanılan hayatlar oluyor
başkalarından bize kalan...
Şairinde dediği gibi:" sonra öğreniyorsun gideni omzundan öpmesini..."
simdi o aşk ile gittiğin patikalardan kimse dönmedi
ve kimseyi sen gibi özlemedi yüreğim

[Omêdîa Tîja Sodır/ 15.12.2011/...]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder